Gözlerin bulut olmuş sana ne oldu böyle Görüşmeyeli çok değişmiş hallerin Haberlerde gördüğün o yılgın suretler mi Yoksa çaresiz terkettiğin düşlerin mi
Bana her şeyi anlat ne varsa aklında Aklından zorun varsa onu da anlat Bana derdini anlat kim kaldı yanında Yanında kim olmalıydı aslında
Kötünün kötüsü de var anla unutursun zamanla Unutursun hayat böyle alışırsın zamanla
ühüühüh...
ağlıcem aman ne biliim öle işte.şimcik vidi vidosunu eklerdim bi tıklık mesafeye ya ağlıcem işte ondan dolu dolu olmayım die hah kelimtrak kaldı yazıcık böyle....
arabada dinlediğim gözdem bu parça....çok hisleniyom vesselam bu parçada aha şimcik bilem göslerim doldu dolacak o kadar yani....
bugünün ilk ışıkları olmadı bazıları için....çünkü dün gece hiç bitmedi o gözlerde.bundan sonra da bitmeyecek bir acı yerini almış durumda yüreklerinde...o acı bizim içimizi dünle bugün acıttı.belki bir kaç gün daha sürer sancısı.sonra zaman neleri unutturmuyor ki.bu da mazide kalacak.tıpkı 1997 de gerçekleşen benim dün akşamki saldırıya kadar aklımdan çıkmış olan katliam gibi.benim aklımdan çıktı da sanki ailelerinin yüreklerinde acısı hiç duraksadı mı ki???
evet dün 15:30 sularında Reşadiyenin sazak köyü dibindeki hain pusudan ve 7 şehit bilançosundan bahsediyorum oğlum.dünkü yazımda bir tarafım eksik bir tarafım kesik demişim ya ...halt etmişim.insanın bir tarafının kesik olması aslında böyle bir şeymiş.kuzucuğunu 20 li yaşlaraca, hiç de sıralamam gerekmeyen zor koşullarda, büyütüp askere yollayınca başa gelebilecek bu kaybedişmiş aslında.ki bu benim sadece empati ile hissettiklerim.ya asıl acının kurbanı yüreklere ne demeli.onları anlatmanın mümkünatı olabilir mi???ben böyle bir şeyi sadece düşünerek katlanılmaz bulurken bazıları için bu kaybedişler malesef artık hayatın gerçeği olarak yaşamlarında yerlerini almış durumda...
vatan razı olmuştur şehitlerimizden de hani şehitler ölmüyor vatan bölünmüyor ya...........
ölen ölüyor üstelik mezara bile giriyor bir daha anacığı onun can kokan mis kokusunu anca hayalinde duyuyor. olan ölenle onun için her koşulda en iisi die cebelleşen anacığına oluyor....gözlerden akan her damla yaş bir yavrunun canına can katsa ya...o zaman durur muydu gözler ve artlarından akan yaşlarla kalır mıydı naaşlar....can bulmaz mıydı hepsi!!!!!
ÇANAKKALE ORDU DESTANI
Üç yüz otuz, sözüm hakkın kelamı,
Padişahın geldi büyük selamı,
Enver Bey’in düşmanı kırmak meramı.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Euzu besmele çektim çıkarken,
Köye baktım şöyle yüksek bir yerden,
Karargaha koştum üç günde erken.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Kumandan emrini verdi bir gece,
Anadolulardan layıktır nice,
Yiğitler şehadet şerbeti içe.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Rumeli toprağı yoğrulmuş kanla,
Ün alınır ancak verilen canla,
Herkesin yüreği çarpıyor şanla.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Kurşunlar atıldı düşmana karşı,
Şehitler buldular göklerde arşı,
Gaziler döktüler sevinç gözyaşı.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Düşmanın gür sesli büyük topları,
Delik deşik etti toprağı yarı,
Korkak Frenklerin yokmuş hiç arı.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
İngilizler Frenge dostmuş diyorlar,
Bir kötü, kötüye elbette uyar,
Onlara bu meydan gelecek pek dar.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Çanakkale’yi siz sandınız boştur,
Davulun sesi de uzaktan hoştur,
Saptığınız bu yol bir dik yokuştur.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Arıburnu! Hani topların nerde,
Gazilik arzusu var hangi serde,
Şehitlik göktedir, gazilik yerde.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Ben yorgun değilim içim bir tufan,
Müslümandan var mı savaştan kaçan?
Türktür dünyaya al bayrak açan.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Arıburnu, haydi toplar gürlesin,
Ey düşman kaçma, tavşan mı nesin?
Bir hücumda hemen kesildi sesin.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Zırhlıların gitti deniz dibine,
İlk hücumdan sonra ya bu kaçış ne?
Kaç durma, girerse fırsat eline.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Çanakkale’yi hiç verir mi Türkler?
İstanbul’umuzu alacak bir er,
Var mıdır dünyada, nerde o asker?
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
Boyabatlı Ömeroğlu Mustafa,
Yazdı bu destanı girerken safa,
Muradı gitmektir arşı tavafa.
Bugün bizden vatan razı olacak,
Nefer şehit, ordu gazi olacak.
(BOYABATLI ÖMEROĞLU MUSTAFA)
(7 Haziran 1915 gecesi Arıburnu Merkez cephesinde şehit düşen Boyabatlı Ömer Mustafa tarafından kaleme alınmış olup, kimlik kontrolü esnasında merhumun üzerinde bulunan destandır.)
--------------------------------------------
Çanakkale bugün toz ile duman, Düşmanda imkan var Mehmette iman, Alem görsün el mi bey midir yaman, Burada son söz Türkün sözü olacak, Nefer şehid ordu gazi olacak..
Çanakkale şahit düşmandan azdık, Diş ile tırnakla siperler kazdık, Her siperde ayrı destanlar yazdık, Halimiz şerefli mazi olacak Nefer şehit ordu gazi olacak..
Boğazda cihanda karşı durmuştu Etten ve kemikten kilit vurmuştuk, Zabiti neferi karar vermiştik, Vatan bugün bizden razı olacak. Nefer şahit ordu gazi olacak
30 umdan sonra bir bebek gibi kıskançlık hissine kapılabileceğimi hiç düşünmezdim...ama evt şimdilerde aniden bir kıskançlık rüzgarı doluyor içime.ciğerlerime kadar beni yakan bir rüzgar bu......her sabah oluyor her öğlen her akşam ve de, bir filmi dünyadan bağlarım kopmuşcasına izlerken, bir kitabın satırlarında kaybolmuşken, bir rüyadan sıçrayarak uyanmışken, yemek yaparken tam elime tenceredeki yağ sıçramışken, bir arkadaşla muhabbetin dibini bulmuşken, ayakkabımı boyarken, oğlumun oyuncaklarını toplarken, arkadaşa bebeği için bakıcı tavsiyesinde bulunurken, işteyken evdeyken çarşıdayken...her zaman...........
her zaman oluyor oluyor...ciğerime oturmuş bir his bu..sanki bir tarafım eksik, bir tarafım kesik,bir tarafım benim değil ....
her zaman oluyor, kıskanıyorum
"evlerinde kalıp çocuklarına kendileri bakma şansı olan anneleri" ve "evde anneleriyle büyüyen bakıcı, kreş, bırakılma, ayrılma olgusu yaşamak durumunda kalmayan bebekleri" kıskanıyorum.bunu yazarken bile içim düğümleniyor.
ihtimaller dahilinde bile olmayan şeyleri arzular olmak daha mutsuz daha umutsuz ediyor insanı.öyle ya da böyle hayat devam ederken evt zaman bize yeni ve umulmadık şeyleri yaşatıyor,hissettiriyor....hiç umulmadık şeyler anlamlanıyor, hiç umulmadık şeyler mana kazanıyor, her şey gibi hisler de değişiyor,istekler karmaşıklaşıyor.dedim ya öle ya da böle hayat devam ediyor.ve ben kıskanmayı öğreniyorum....hem de 30 umu devirmişken...
sabah uyanmışız bir acele üzerimizi giyinip dışarı atmak kendimizi derdimiz.malum kreş iş vs...tabi asi oğlum vızırdanıyor bense bi yandan onu meşgul edemki giyinme hızımızı artırabilelim...
soruyorum akabinde??
-oğlum ne gördün rüyanda(bu arada kendime gülüyorum rüya ne demek biliyormu ki?)
şaşırtıcı bi şekilde cvb geliyor yusuftan
-cısss(bacağını işaret ederek...
gülemmi ağlayımmı şimdi.acep gerçekten rüyasında iğne olduğunu mu gördü yani rüyayı da biliyor.....ya da biz çok mu abartıyoruz bu iğneci kız olayını ...e oğlum sende edebinle şu alt bezini değiştirtsen de biz de iğneciye bağlamasak olayı ha bire....aklımdan geçen yığınla varsayım bu arada....vıdı vıdı vıdı....
çok güzel üzerine söylenecek laf olmayan türden bir yazı bu.başlıktan da anlaşılacağı üzre ebeveynler olarak üzerimize düşen ne çok görev olduğundan dem vuruyor daha doğrusu çocuk yetiştirirken sadece karnını doyurup altını değiştirmek masraflarını karşılamak değil gözümüzün nuru çocuklarımıza aslında her bireyin de kendi ailesi için özel tek göz nuru olduğu imgesini yerleştirerek kişisel haklara saygı olgusunu işlemekten bahsediyor.tacizin her boyutunun da suç olduğunu öğretmekten söz eden yazıyı özellikle ekliyorum ki yarın öbürgün çocuklarımız için çabalarkan bencil olmalarına engel olup çoğunluk için çaba göstermeyi bilmeleri gerektiğini öğretmek faslını es geçmeyelim.onları biz yetiştiriyoruz.her davranışdan öyle ya da böyle sorumluyuz.kızlarımıza haklarını savunmayı oğullarımıza ise karşı cinse nasıl davranılması gerektiğini öğretelim....
bir kızım olsaydı ilk önce kendini savunma sanatlarından birinin kursuna gönderirdim (malesef) etrafımdaki herkes buna gülse de bu gerçek.kızlarında kendini savunmayı bilmesi gerekiyor.ve oğlumuda göndericem böyle bir kursa ki o da çevreden gelecek tehlikelere karşı aciz kalmamalı.tabi kendini savunma olgusu sadece fiziksel becerileri içermiyor sözel anlamda da kendini ifade etme yetisi gerekli ki olumsuzluklar karşısında sessiz kalmasın çocuklarımız .....
seni her gördüğümde hissettiğim duygular, kuruyemişçiye girdiğim zaman satıcıya söylediğim cümleyle aynı;
"hepsinden karışık"
kısa ve öz olsun.hayatın özü olsun.karmakarışık olan her şey için olsun......... Etraf darmadağın etraf karım çorum..............................................................
2 hafta olmuş yazmayalı... günler nasılmı geçti.HASTA...evt hastalandı oğliş ...kreşte ilk haftayı bitirip ikinci haftaya başladığımızda salı günü hastalandı oğliş.hırıltıyla başlayan bronşit atağı benim ventolin sekrol desteğime karşın artarak devam edince artık ikinci gün acile gittik gece vakti.yatıralım dedi.yine benim sinir olduğum dr. vardı en cinsinden.yatırmıyorum diip çıktım..hastanede de ne yaptıklarını biliyorum zaten. ertesi gün dr. yolunu tuttuk.ağır bir bronşit atağı idi olay.ventoline şuruba devam artı on adet "asist" verdi.neyse 6. gün kontrole gittik.dr. ii durumu dedi.gerçekten de oğliş 3 gün içinde belirgin şekilde toparladı kendini.ventoline devamdayız.10 gün sonra bir kontrol daha var.bakalım o zaman ne dıycek???? neyse ventolini yaparken çok zorluyor oğliş.10 dk süren ilaç boyunca ağlayıp duruyor.pes etmek yok sonuna kadar inatla ağlamak da deil hatta böğürüyor resmen. asıl gıcık mevzuya gelelim şimdi de??? asist verdi ya dr.asist nebul yazmış reçeteye.yani iğne deil buhar makinasında ventolin gibi vercez çocuk küçük die.ama iki kere gittiğim eczane nebul kısmı görmemiş iğne olarak verdi bana.biz de 6 iğne yaptırdık oğlişe taki kontrolde dr.ye "oğliş çok zorluyor iğneyi durumu iiyse kalanları yaptırmasam" dediğimde nebul karmaşası çıktı... her neyse eczaneye gidip paraladım tabi orayı ya yan etkisi olsaydı die .... normalde reçeteyi de kontrol ederim ama bu kez bakmamışım ve böle bir şey çıktı karşımıza.oğliş gerçekten iğneci kızı görünce ağlamaya başlıyodu daha iğneye başlamadan.hatta o kadar kasıyodu kendini ki ilaç zorla gidiyodu şırıngadan.sonrasında da yarım saat ağlıyodu acıyo acıyo die..... gerçi bölelikle bi kelime daha öğrenmiş oldu oğliş ama neymiş reçeteyi de gıdım gıdım kontrol etmek lazımmış hadi muadil ilaç felan biliyoz muadili istemem diyoz da reçeteyi de ezbere almak lazımmış. şimdi yeri değil mi desem ki " karambole yaşıyoruz "
Kreşte ilk haftayı kapattık.ammaaaaaaa nası kapattık.iki gündür oğliş kreşin kapısının önüne arabayı park eder etmez ağlama moduan giriyor.hele bu sabah bahçesine girdik.pandufları giydiriyorum bir inat bir terslik ayağını zaptetmek ne mümkün giydirmek için.hele gözyaşları çeşme halt etmiş yanında.o arada öğretmeni geldi oğlişi kucakladı içeri yönelince bir elini uzatıyoki öğretmenin omzunun üzerinden hani aynı filmlerdeki gibi sanki işkenceye koyvercekler çocuu
öfff bakalım yeni hafta nasıl olcak.gerçi sonrasında 5 dakka böğürüp evet evet resmen böğürüp sustu, sonrasında da uyum sorunu olmadığını söyledi öğretmeni ama günler böle karmaşık bu krizler ne kadar devam edcek????işte bu noktada soru işaretleri devreye giriyor.
Kreşte ikinci günümüz ağlamayla başladı.zira oğliş beni bırakmak istmedi.neyse ben çıktım içerde onu susmaya ikna etmeye çalıştılar.sustu tabi bi on dakikalık ağlama nöbeti akabinde.ben ise kapıda dinledim ne olcak sonu die.öğlen almaya gittiğimde ise bir sürpriz vardı benim için.oğliş çocuklardan birini arkasından silkeleyince -ki sanırım öpmek istiordu- o çocuk bizimkini ittirmiş "ay canımı acıtıyosun" die.ve akabinde bizimki önce çocuğun ayağını ısırmaya seğirtmiş.öğretmenin engellemesi sonucu bunu başaramayınca çocuğun parmağını kapmış ağzına bu sefer ???? ben hiç böle saldırganlıklar görmediğim için özellikle bu ısırma hareketine şok oldum.neyse bakalım 3. gün nasıl olcak.?? bu arada sağlık raporu almaya sağlık ocağına gittik.bir kız çocuğu vardı bizmkinden 4 ay büyük.ay bizimki kızın elini mi öpsün yanağından makasmı alsın sarılsın mı çıldırdı resmen kıza:) kız tabi nazlı bi öptürüyo bi öptürmüyo bu sefer öpemeyince bizimki sinir yapıyo :) sanırsam kreşteki atraksiyonlar da bu şekil temelli oluyor ? velhasılı kız gelip öptü bir seferinde.bizimki de hemen alkışı sıraladı kız tarafından öpülünce :)
Bugün bir ilki yaşadık.oğlişimin kreşte ilk günüydü.aslında sosyalliğine karşın yine de aklımda türlü sorularla ayrıldım kreşten.neyse oğliş yemeklere icabet etmiş.hatta çorba bile yemiş.bir diğer önemli nokta ise altını temizlerken sorun çıkarmamış.malum bu iki konu da bizim karın ağrımız ya hani. ilk gün için öğretmeni bile 40 kere maşşalah dedi çıkarken.ilk gün izlenimlerim fena deildi ama bakalım önümüzdeki günler neler gösterecek. tam olarak içime sindi mi ?hayır ama bulunduğumuz il sınırları içinde bundan iisini bulamayacağımı biliyorum.bir arkadaşımız imkan olsa kadroyu oluşturabilcek olsak da düzgün bir kreş açsak hem bebilere şahane hem bizim cüzdanlara dedi :))))gülüştük... öğretmeni yalnız bir ara hırçınlaşıp çocuğun birini tırmaladığını söyledi.muhtemelen o çocuk da bir hırçınlık yapmıştır saldırmıştır bizimkine dedim.yok öle oturuyorlardı dedi ama eve gelince farkettim ki yanağında bir tırnak izi var....demek ki karşılıklı bir atraksiyon olmuş !!! eh dedim ya bakalım yeni günler neler göstercek bizlere ....
"""Gizlice buluştuk seninle
Bilmedi bilmedi kimse
Gizlice ayrıldık seninle
Duymadı duymadı kimse
Bilinmez nerde nasıl
Başka yerlerde buluruz birbirimizi
Aynı zamanlarda
Belki bir başka yüzde
Belki bir başka seste
Seni yaşarım
Belki bir başka tende
Belki bir eski şarkı
Belki de hoş bir koku esintide
Hatırlarım seni bir başka yerde"""
Hani üstüne laf söylenmeyecek yorum gerektirmeyen şeyler olur ya. Bu şarkı da öyle bir şey bence.bu arada şarkının adı "belki" ama ben "gizlice" demeyi tercih ediyorum.
Blog action day 2009 için bir yazı.bu senenin konusu iklim değişiyor.Her sene aynı tarihte belirlenmiş bir konuda, tüm dünyayı ilgilendiren bir konu üzerinde yoğunlaşarak katılımcı grup tarafından yazılan yazılarla ses getirmeyi planlayan bir hareket.Geçen senenin konusu yoksulluktu.
Yazmak ve ulaşmak kitlelere amaç.güzel bir organizasyon.yazıyosun derdini tasanı endişeni.sonra bloga gelenler okuyor.zaten blog tutmak da bu değil mi?yazmak içindekini hayatından kesiti bir habere olan tutumunu, şuna veya buna eleştirini.çenemizdi çalışan eskiden artık klavyelerle döktürüyoruz.Tabi BlogActionDay yabancı kaynaklı bir site olmakla beraber aynı hedefi paylaşıyoruz bu konuda.neyse asıl konumuz iklimdi değil mi?
Evet iklim değişiyor.eskiden ben küçükken yani kış olurdu kar yağardı.kışın da tadını çıkarırdık.kardan adamlar ciddi yağışlardı kış demek.şimdilerde mevsimler bile belli değil.yaz gelmiyor bir türlü.kış gitmek bilmiyor.kış dediğimiz de soğuk hava kuru esinti.yağmur yok kar yok.geçen sene tv ler bangır bangırdı güzel ülkemde susuzluk var diye.bu senenin sonuna yetecek kadar su yok barajlarda die.neyse ki baharda yağan yağışların da etkisiyle sanırsam bu haberler duruldu.iklim değişiyor yağmur yağmıyor kar yok sıcaklar hakeza geç gelen yaz ayının sıcakları kavuruyor her yanı.tabi bunun bir de dünya çapındaki versiyonu var.küresel ısınma akabinde eriyen buzullar su altında kalan yerler….
http://yusufunalemi.blogcu.com/ormanlarimiz-burada-ya-da-amazonlarda_48431631.html bu linkteki yazımda da belirttiğim üzre ormanların helak olması kaşısındaki vurdumduymazlık pervasızlığımız bize çoookkk uzak şeklindeki yaklaşımımız biz insanoğlunun her konudaki aymazlığının göstergesi bence.bana dokunmuyorsa bin yaşasın şekli…oysa gelecek nesilleri de düşünmek vazifemiz.nasıl bize güzel bir dünya bırakıldıysa bu dünyayı muhafaza ve tabii daha güzel hale getirmek evlatlarımıza insanoğluna borcumuz.elimizdeki sahip olduklarımızı muhafazadan daha doğal ne olabilir.o halde bugün ufak gibi görünen bize zararı olmayan ama yarını kaygılı hale getirecek, gelecekte tehlike oluşturacak ve bugünden bunun sinyallerini veren iklim değişmesi küresel ısınma gibi konularda duyarlı olmak,doğayı korumak ve çevreye duyarlı olmak bizlerin vazifesi.yani her sorumluluk sahibi, sadece kendini değil insanlığı ve geleceği düşünen ya da daha dar kapsamda sadece bir nesil sonrasının yaşam kalitesini tahayyül eden insanlardan beklenen bu.ha bir de ufakken bu bilim kurgu senaryolarının nasıl oluşturulduğuna şaşa kalırdım.dünya yok olacak terminatörler çıkacak, robotlar istila edecek, ormanlar yeşillik yok, her taraf kapkara duman bulutu, son kurtarıcılar ne bilim işte insanoğlunun son cenin örneği vs. gibi bissürü şekilde “son” sıfatı taşıyan unsurlar…oysa o zamanlarda sözkonusu bu şeylerden o kadar çoktu ki?????????Tüm bu çokkk olan şeylerin sonunun olacağını nasıl tahayyül ediyorlardı anlamıyordum.şimdilerde aklıma ailemden duyduğum tasarruf ile ilgili bir söz geliyor bizimkiler der ki "yılan bile toprağı gıdım gıdım yermiş biter diye!Toprak biter mi?" evet her şeyin sonu gelir bizler kıymetini bilmezsek!!!
Küresel ısınma ve küresel soğuma iklim değişiklikleri için iki büyük nedendir.
Küresel Isınma : Küresel ısınma kimyasal etkilidir. Canlıların solunum ve boşaltım yaptıktan ve çeşitli aktivitelerinden sonra çıkan sera gazları ile gerçekleşir. İnsanların yaptığı fabrika gibi çeşitli binalar da kirlenmeye yardımcı olur. Etkileri : Küresel Isınma, atmosferdeki ısının orada kalmasını sağlayarak iklimlerin normalin üzerinde sıcak olmasını sağlar. Bu sayede örneğin kış mevsimi her zamankinden sıcak olabilir ya da yaz mevsimi çok sıcak olabilir.
Küresel Soğuma :
Dünya bir gezegen ve sönmüş bir yıldızdır. Milyarlarca yıl önce 3 adet jeolojik zamandan geçerek soğudu. Bunun sonucunda buz devirleri oluştu. 2008′de yayınlanan yazarları John Lloyd ve John Mitchinson olan Cahillikler Kitabı adlı kitapta şu an son buzul çağında olduğumuzu belirtmiştir. Bu da hâlen 3. Jeolojik Zaman’ın etkisinde olduğumuzu gösterir.
Bu sabah uyuyorum ben sonracıma bir el hissettim yanağımda.alla alla rüyamı derken gözlerimi açınca gördüğüm şey bitanem uyanmış da sabahın altısında üstelik ağlamamış onun yerine inmiş yatağından - ki bu yataktan tek başına inme işi çok ilginç normalde kendisini yatağa bile ben çıkartırım - yanıma gelmiş ve uyanmam için bi makas atmış yanağıma
bu aralar öpücükler makas almalar akabinde bereketli sabahlar
var mı bundan daha güzel uyanma yöntemi ...ha tabi günün kalanı illa da bu hızla geçecek die bişey yok tabi.............
dün gece bizim evin kuzusu(anlaşılması zor ama bu kuzu lafzı oğliş için kullanılıyor) uyumadı yine.bir saat içinde bile defalarca uyanıp ağlamayı başardı yani.malum uyku sorunu mazbut gerçeğimiz de bazen dün geceki gibi azıtıyor.böyle olunca sinirlerim daha beter çöküyor.işe bakki bu zor süreçler inatla benim hasta olduğum, yorgun olduğum ya da sabah erken kalkmam gereken zamanlarda oluyor..bu nası bi dengezisyonsa. velhasılı geceki iğrenç ötesi uyanış seanslarımız avaz avaz ağlamalar etrafa atılan tekmeler -ki bu tekmeler asla boş çıkmıyor mutlak annenin veya babanın bi uzvuna denk getiriliyor- uzun ve kulakları sağır eden melodilerden sonra oğliş sabahın 6 sında uyanıyor ama bu sefer anneyle babasının yatakta ortalarına aldıkları oğliş anneciği öpücüklere boğarak uyandırıyor.yalamalar yutmalar makas almalar .... öpücük denizine düştüm yani bu sabah
Üzerine söz söylenmeyecek bir şey işte.her şeyi özetlemiyor mu?
Bu şeys ise sırf merakımdan eklendi bloga.acep hakket mümkünmü böyle birinin olması.yani yazıdaki gibi "I can always make you smile" her zaman gülümsemeyi sağlayacak birinin olması ihtimali bile uzak bana??
Dışarıda kar... Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu... Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi... Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar... Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı. Çay da kokardı... Domates de... Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar... İçeride huzur... Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda... Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk...
küçüklüğümde bizimde bir güzinemiz vardı.fotodaki gibi bi alt tabakası vardı.güzinemiz dört köşeliydi.annecim mis gibi kekler yapardı ki tadına doyulmazdı.odun ateşinde piştiğindenmidir nedir?gerçi hep güzeldir annecimin kekleri kocaman kabarır kimi fırında der kerameti kimi kabartma tozunun ölçüsüne bağlar.sevgiyle yoğrulan hamurdan lezzetten başkaca bişi beklenir mi oysa...patates koyardık birde.mis gibi...kokusu burnuma geldi şimdi.ekmek koyardık sobalrın üzerine mis gibi yağ sürmek vardı kahvaltının baştacı.sonra "bat"ın içinebu sıcacık ekmekler dilimlenirdi.lezzetin alası.sobalı günlerden özlediklerim bunlar sanırım benim.hepsi de yemekle alakalı:))) gerçekten medeniyet denen tek dişi kalmış canavar bizi esir almadan önce ne cahil ne de mutluymuşuz.hep öyle kalsaymışız ya... ilk renkli tv nin evimize gelişini hatırlıyorum.kim boyuyor bunun içindeki bu kadar şeyi die düşünebilecek kadar ufakmışım.eski ufak pek de ahım şahım olmayan ama tv den sonraki tek faaliyetimiz olan radyomuzun çarptığını hatırlıyorum beni sonra.hafif bi elektrik şokuyla.ha bide favorim masaların altında oynamaktı.dağılmazdım ortalığa.üç beş parça oyuncağımla çöreklenip saatlerce o 4 kişilik masamızın altına sığışırdım.o da öyle pek kalite bişi değildi.sallanırdı.adını da koymuştuk ondan sebep "titrek osman"
eskiden di bunlar tabi şimdilerde değişti her şey.özlemler bile değişti.değişmeyense insanların beleşçiliği vurdumduymazlığı aymazlığı birde karşısındakine davranış şekli.aman kendine bişi olmasın,kendine dokunulmasında karşısındaki 7/24 cebelleşsin dursun kime ne.
düşünüyorum da blog ya sanki benim dualarım tutuyormu ne?? nerden çıktı ...çıktı valla bi yerlerden.önceki akşam çok kızdım çok kudurdum acaip mannak bişe oldum.kötü bi şey olsun istedim....çok istedim...üzerinden 24 saat geçmedi.gün ortasında olanlar olmuş.akşam üzeri de haberi bana geldi.tabi aslında ciddi olmayan ama olay anında şiddetli bir sarsıcılığa malik kuvvet içeren bir tutum.hani orta şiddetli deprem gibi.korku salan ama fiziksel zararı olmayan. ya işte böyle blog.vallah acep o esnada yat kat para felan isteseydim o da olurmuydu ne dersin???
şimdi anımsıyorumda biri bana senin duaların tutuyor demişti de gülmüştüm ne alaka die :) tutuyormu yoksa:))))))))))) mübarek miyim erdim mi?? sen demeden ben diim """yok canım daha neler demi???
Oğlişim bu aralar accaip huysuz oldu.tam bir radikal.ortak paydaşlar içeren cümlelerim artık yapma,etme,dur,otur,gel .....vs vs vs tamamen emir cümlelerine döndü zira altını değiştirmek dert yemek yedirmek dert üstünü giydirmek dert çıkarmak başka dert.az uyuduysa sabah kaldırmak dert kaldırmayı başarsam üzerini giydirmek sabah sütünü içirtmek dert.çoğunlukla sabah sütü annecime kalıyo zira evden içmeden çıkıyoruz. ramazanda lokantalar kabus oldu.zira oğliş yemek yedirtmek bi yana oturtmadı bile yerimizde bizi.önce babi yedi ben oğlişle sokaklardaydım sonra ben yedim sokaklar babaya kaldı.velhasılı yemek yapmiim hazır yiyelim hava alalım olayı eziyete döndü bizde.alışverişlerimiz başka karın ağrısı.oğliş uyuduğunda annecime bırakıp kaçıyom alışverişe.dün gaflete gelip annemle beraber yusuf üçümüz hava almaya çıktık.malum sonbaharın son güzel günleri.gittik bi alışveriş merkezine önce oğlişin saldırıları sonucu kısa süreli bi kabus yaşadık.sonrasında marketlerin ön kısmı çocuklara araba şeklinde olan alışveriş sepetlerinden aldık bindirdik yusufu.ilk etapta oğliş bindi ama sonrada incem die tutturdu.biz pas vermedik beyfendiye dolaşmaya devam ettik o da alıştı sonrasında.ve asıl sorun da o noktada başladı.çıkışta arabadan indirmek berbat ötesi bi tecrübeydi.ve eve gelene kadar ağladı.yaaa işte böyle. simiti yerken ne yaptığını anlatayım bir de.masaya vuruyor vuruyor simitin susamları dökülüo. önce onları yalıyo.önüne bazen bildiğimiz susamdan koyuyoruz iki dakka meşgul olur da iki lokma rahat geçer kursağımızdan die.sonuç tam bir rezalet mutfak masası ve etrafı susam artıklarıyla doluo yusuf ise susam ağacına dönüo.ha bide tuzu masaya döküp iki parmağının arasına sıkıştırıp tuz taneciklerini yutması var.başıma kuzulara tuz yalatırlar o hesap.sanırım bunu babamın masaya tuz koyup biber soğan yemesinden kaptı.ama oğli sadece tuz yiyor:)))
Bazen olur ya.yazacak çok şey vardır ama kaleme gelmez.ağzın ucundadır ama dökülmez bir türlü.bi boşluk vardır sanki yıkılmıştır köprü bir yerlerde ...aman işte öyle.... bu şarkı da oralardan geliyor sanki.......................................................
"""Uzakta çok uzakta güneyde Yazları sıcacık ve aşık Kışları soğuk ve sensiz Bir şehir ve ben üşüyoruz Bir uğrasan diyoruz İklimini getirsen Bereketini, bolluğunu Örtsen üzerimize
Havalansa yeni zil çalan eteklerin Gelip otursa gözlerime gözbebeklerin Öperken içsem ağzının çiçek balını Günahını boynuma seni koynuma alsam Hem zehrim hem şehrim limon çiçeklerim olsan Ben görmedim böyle alımı çalımı
Ya Rabbi duy duyur sesimi Anlamıyor kimsesizliğimi Ya Rabbi yetiş ya Rabbi
Ya Rabbi duy duyur sesimi Anlamıyor çaresizliğimi Ya Rabbi el ver ya Rabbi
Tenhada kuytuda ücrada Tekinsiz bir mecrada Dua etsem seni dileyen börtüm böceğim bitki örtüm Olacak duam olsan Amin desem hamd etsem Toprağına kök salsam senle Nihayet bulsa ömrüm
Havalansa yeni zil çalan eteklerin Gelip otursa gözlerime gözbebeklerin Öperken içsem ağzının çiçek balını Günahını boynuma seni koynuma alsam Hem zehrim hem şehrim limon çiçeklerim olsan Ben görmedim böyle alımı çalımı
Ya Rabbi duy duyur sesimi Anlamıyor kimsesizliğimi Ya Rabbi yetiş ya Rabbi
Ya Rabbi duy duyur sesimi Anlamıyor çaresizliğimi Ya Rabbi el ver ya Rabbi""""
bi haftasonu beraber geçtikten sonra işbaşındayız.oğliş anannede :) geçen hafta perşembe grip oluverdim hemde en fenasından ama sonra bi günde hapşırık burun akıntısı tavanı delecek potansiyeldeyken ertesi gün minimuma iniverdi.ama buna rağmen maske kullanmama ve oğlişle temastan sakınmama rağmen yusuf da paycağızını aldı bu hastalıktan.şu an burun akıntısı iştahsızlık hafif öksürük az buçuk nefes darlığı mevcut :(( daha da artmaması için ilaçlara devam sıcağa dikkat modundayız. velhasılı bu nasıl iştir anlamış diilim.her nasılsa ben hastalanınca mutlaka yusufda payını alıyor ne kadar dikkate cebelleşsemde ve oğliş hastalandığında da mutlak bende nane molla moduna transfer ediyorum.hadi benden kapıyor da ben nasıl ondan kapıyorum ki buna sanırım şöle cevap verebiliriz..."""ANCA BERABER KANCA BERABER"""
bayramdan sonra dün iş başı yaptık.tabi öğlen yemeğe gittim eve.oysa beni kötü bir sürpriz bekliyordu.annemin çay hazırlamak için bi anlık yanından ayrılması esnasında oğliş bi hızla anneciğin odasına dalıp ordaki toplu iğneliği eline geçirip ağzına almış.annem odaya girdiğinde iğnedenlik elinde iğnenin biri de ağzındaymış.almış ağızdaki iğneyi ama bu anlık olayda acep yuttuğu da var mı?aslında bi halt yedimi marifetini gösteriyor genelde.mesela ağzından attığı yiyeceklerin yerini elimizden tutup gösteriyor, ne biliim bişii düşürdüyse yanına götürüyor haliyle yutsa da bi şekilde işaretler yapar herhal amma tabi bu şüpheyle durulur mu? kalkıp hastaneye gittik.mide yemek borusu soluk borusu felan röntgen çekildi.bişi çıkmadı şükür.amma bu oğlanın her bulduğunu ağzına atması da indallah dedirti artık.hadi dişlerdi mevzu ayol 2.5 olmuş sıpada halen diş kaşıntısı mı olurmuş hiç dur durak bilmeyen cinsten...öf ki ne öfff.hal durumbundan ibaret işte.
Yine bir tıkanmışlık sarmış içimi.malum pazara ramazan bayramı.bayram tatili kısa da olsa bu süreç araya girmeden iki satır karalamak istiyorum bloga.sabah beri bakınıp duruyorum ilham vercek tutulan nutkumu açcak bişi bulamıyorum.haberler de var yazılar da ama gel gör ki bana yazasılık getircek bişiler yok.oğlişden dem vuram desem şu cancanlı dönemlerinde olmamıza karşın yine de elim gitmiyor bir yere. bu aralar şakır şakır el öpüyor ama canı isterse. özellikle de kapıdan çıkışlarda.önümüz de bayram.ama öle ilk içeri girince diil ziyaret bitip çıkmak üzereyken el öpüyor.malum pek bi sevindirik oluyor oğliş çıkış seanslarında.altını değiştircem zaman sabahları mesela arabanın anahtarını tutuşturuyorum eline ki "hop" gideceğiz hadi altını temizleyelim moduna giriyoruz.normal zamanlarda da sakız veriyorum razı olsun die alt temizliğine.zira alt değiştirmek istemiyor herhal küpe koycak posalarını kafasında halen ara ara konak olduğu için hafta sonu sıfıra vurdurduk saçlarını.ii de oldu hemi tombilik görünüyo daha da bi fazla, hemi de kafa derisi hava alır ecü.konaklar da geçti. 2.5 yaş olmuş bi çocukta neden hala konak olur ki.ben bi sonuca varamadım doğrusu netten.kış da geliyor havalar soğuk artık.oğliş için alışveriş şart kreş öncesi. beni çok kıskandığını yazmışmıydım blog.annecime bile sarılsam koşa koşa yanıma gelip sırnaşmaya başlıyor.gece uyanıp uyanıp beni kucaklaması da keza.tam bi sevgi böcüü oğliş.dedim ya yazının da başında.bebeklikten çıkmış bi çocuk hemi de sevgi küpübol cancanlı dönemlerin başında
Ey talihsizlerin sığınağı, ey âcizlerin güç kaynağı, ey dertlilerin tabibi ey yolda kalmışların yol göstereni! Ey çaresizler çaresi! ve Ey her duada bulunana icabet eden ululuk tahtının Sultanı! İçinde bulunduğumuz kadir gecesi hürmetine bizleri affeyle ya Rabbi
Allahım Sen bizleri ufku, inancı ve davaranışlarıyla tam bir ruh ve mana kahramanı eyle Derinlik ve enginliğimizi bilgi ve muktesebatımızla birlikte gönül zenginliği, ruh saffeti ve hakka kurbetimiz itibarıyla yap Ya rabbi
Allahım Sen bizleri kalbi ve ruhi hayata programlı, maddi manevi bütün kirlerden uzak durmaya kararlı, cismani ve bedeni isteklere karşı her zaman teyakkuzdaKin, nefret hırs hased bencillik ve şehvet gibi hastalıklarla mücadele azmiyle gerilmiş tevazu ve mahviyet abideleri eyle. Ya rabbi
Allahım Sen bizleri her zaman hakkı tutup kaldırma peşinde, mülk ve melekut alemiyle alakalı duyup hissettiklerini başkalarına duyurma iştiyakiyla yanıp tutuşan diğergamlardan eyle Ya rabbi
Allahım Sen bizleri, olabildiğine sabırlı ve temkinli; konuşup gürültü çıkarmadan daha çok, inandıklarını yaşayan, yaşadıklarıyla başkalarına da örnek olan bir iman ve aksiyon insanı eyle Ya rabbi
Allahım Sen bizleri dur-durak bilmeden sürekli koşan.. Hak'ka yürüyenlere yürümenin âdâbını öğreten iç dünyası itibarıyla her zaman ocaklar gibi cayır cayır yanan ve yanarken de asla gam izhar eylemeyen; eyleyip ağyârı âhına âgâh kılmayı düşünmeyen her zaman içten içe yanan ve kendine sığınanların ruhlarına hararet üfleyen kullarından eyle Ya rabbi
Allahım hedefimizde hep öteler tüllenip dursun. Bizler Hak rızasına bağlanmış, sürekli ilerleyen ve sürekli mesafelerle yaka paça olan iman insanları olalım ya Rabbi! matlûbumuza ulaşacağımız ana kadar hep bir küheylan gibi koşalım; koşarken de herhangi bir beklentiye girmeyelim ya Rabbi!
Allahım Sen bizleri öylesine içten bir hakikat eri eyle ki , oturup kalkıp sürekli yeryüzünde hakkı ikame etmeyi düşünelim ve senin hatırın söz konusu olduğunda da rahatlıkla bütün arzularımızdan ve isteklerimizden vazgeçebilelim ya Rabbi!
Allahım herkese sinemizi açalım, herkesi şefkatle kucaklayalım ve toplum içinde hep bir siyanet meleği görüntüsü sergileyelim. Ne var ki, senden başka kimseden de bir şey beklemeyelim ya Rabbi!
Allahım Sen bizlere Tavırları, davranışları itibarıyla herkesle uyum içinde olmayı lutfet hiç kimseyle cedelleşmeyelim, hiç kimseye karşı düşmanlık beslemeyelim. kat'iyen başkalarıyla rekabete ve sürtüşmeye girmeyelim. Dinimize, ülkemize ve ülkümüze hizmet eden hemen herkesi sevelim.. Bütün olumlu faaliyetlerinden ötürü Herkesi alkışlayalım Başkalarının anlayışlarına hem de konumlarına saygılı kalmaya alabildiğine itina gösterelim ya Rabbi!
Allahım kendi gayret ve aktivitelerimizin yanında, senin tevfik ve inayetine de fevkalâde önem verelim.. her hareketimizde rızana mazhar olma yollarını araştıralım.. senin inayetine vesile sayılan birliğe-beraberliğe olağanüstü ihtimam gösterelim ya Rabbi!
Allahım Sen bizleri bir Hak âşığı ve Hak rızası sevdalısı eyle. Nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun bütün hareketlerimizi senin hoşnutluğuna bağlayalım Seni memnun etme yolunda ölesiye bir hırs gösterelim ve böyle bir hedefe ulaşmak için de bütün varımızı feda edebilelim, dünyevî-uhrevî her şeyden vazgeçebilelim ya Rabbi!
Allahım düşünce dünyamızda "benim yapmam", "benim başarmam", "benim sonuçlandırmam".. gibi merdud mülâhazalara asla yer verme ya rabbi yerine getirilmesi gerekli olan şeyleri kim yaparsa yapsın, kendimiz yapmış gibi memnun olalım, başkalarının başarılarını kendi başarılarımız sayalım öncülük yapma şeref ve payesini de onlara bırakalım ya Rabbi!
Allahım her zaman kendimizle yaka-paça ve kendi ayıplarımızla meşgul olalım kimsenin eksiğiyle-gediğiyle uğraşmayalım.Her fırsatta iyi bir insan olma örneği sergileyelim, başkalarını daha yüksek ufuklara yönlendirip herkese bir hüsn-ü misal olalım İnsanların ayıplarına ve kusurlarına göz yumalım.. Onların olumsuz tavırlarına tebessümle karşılık verelim, kötülüklerini iyilikle savalım ve elli defa rencide edilsek de, bir kerecik olsun kimseyi kırmayı düşünmeyelim ya Rabbi!
Allahım hayatımızı iman-ı kâmil yörüngeli ve ihlas donanımlı yaşamayı en birinci mesele bilelim, duyguları, düşünceleri ve davranışları itibarıyla öylesine Hak rızasına kilitlenmiş bir hakikat eri olalım beraber yürüdüğümüz, aynı mefkûreyi paylaştığımız kimselerle asla rekabete girmeyelim.. onlara karşı kat'iyen kıskançlık duymayalım.. aksine, onların noksanlarını giderip, eksiklerini tamamlayalım.. ve onlara karşı hareketlerimizde hep bir vücudun uzuvlarından herhangi bir organmış gibi davranalım ya Rabbi!
Allahım Tam bir îsar rûhuyla, Makam ve mansıp, Paye ve şöhret gibi maddî-manevî hemen her konuda yol arkadaşlarımızı öne çıkarıp kendimiz gerilerden gerilere çekilerek onların başarılarının dellalı gibi davranalım, kardeşlerimizin mazhariyetlerini alkışlayıp muvaffakiyetlerini de bir bayram sevinciyle karşılayalım ya Rabbi!
Allahım başkalarının düşünce ve hareketlerine karşı hep saygılı kalmaya çalışalım paylaşmaya, beraber yaşamaya açık duralım.. oturur kalkıp aynı mefkûre insanlarıyla müşterek hareket etme yollarını araştıralım.. müşterek projeler geliştirelim.. ve "ben" yerine "biz"i ikame etme gayreti gösterelim.. dahası, başkalarının mutluluğu yolunda rahatlıkla kendi saadetimizi feda edebilelim.. ve bunları yaparken de kimseden herhangi bir teveccüh beklemeyelim. hattâ böyle bir beklentiye girmeyi kendi hesabımıza bir düşüş sayalım; yılandan-çıyandan kaçtığımız gibi önde görünmekten, namdan-şandan kaçalım ve unutulma murakabesine dalalım ya Rabbi!
Allahım Kimsenin kılına dokunmayalım, saldırıya saldırıyla mukabelede bulunmayalım. En kritik durumlarda bile hep dengeli hareket edelim. Her zaman fenalıklara karşı iyilikle mukabelede bulunalım.. kötülükleri kötülerin işi sayıp, bir iyilik âbidesi gibi davranalım ya Rabbi!
Allahım hayatımızı Kur'ân ve Sünnet çizgisinde Hak dostluğu, takva, azimet ve ihsan şuuru çerçevesinde yaşayalım.. benlik, gurur, şöhret gibi kalbi öldüren hislere karşı sürekli tetikte bulunalım kendimize nisbet edilen güzellikleri "her şey senden" deyip sana verelim. iradeye vâbeste işlerde de her zaman "ben"den kaçıp, "biz"e sığınalım. hiç kimseden korkmayalım. Hiç bir hâdise karşısında telâşa kapılmayalım; ve doğru bildiğimiz şeylerden asla geriye durmayalım ya Rabbi!
Allahım kimseye gücenmeyelim; hele Hak'ka dilbeste olanlara kat'iyen kırılmayalım. Yol arkadaşlarımızı herhangi bir fenalık içinde gördüğümüzde onlardan uzaklaşmayalım.. Perdeyi yırtıp onları utandırmayalım; utandırmak bir yana, böyle bir fenalığı gördüğümüzde büyük bir hata işlemiş gibi kendimizi kınayalım. mü'minlerin farklı yorumlara açık tavırlarından dolayı onlar hakkında sû-i zanda bulunmaktan kaçınalım; görüp duyduğumuz şeylere iyi yorumlar getirip ve kat'iyen olumsuz mülâhazalara girmeyelim ya Rabbi!
Allahım hareket ve faaliyetlerimizi, bu dünyanın bir ücret yeri değil de, bir hizmet mahalli olduğu mülâhazasına bağlayalım.. her zaman memur bulunduğumuz sorumlulukları fevkalâde bir disiplin içinde yerine getirelim.. netice ve sonuçla meşgul olmayı da sana karşı bir saygısızlık sayalım ya Rabbi!
Allahım dine, imana ve insanlığa hizmeti, Hak rızası yolunda en büyük bir vazife bilelim ne kadar büyük işler başarsak da, bundan nefsimiz adına maddî-manevî herhangi bir pâye çıkarmayı hiç mi hiç düşünmeyelim ya Rabbi!
Allahım Düzenimizin bozulmasından dolayı ümitsizliğe düşmeyelim Bütün insanların bize karşı olmasından dolayı sarsıntı yaşamayalım. "bu dünya, darılma dünyası değil, bir dayanma âlemidir" deyip dişimizi sıkıp sabredelim, maruz kaldığımız durumlardan kurtulmak için de alternatif çıkış yolları arayalım en kritik anlarda dahi değişik stratejiler üretip hep azm u ikdamda bulunalım ya Rabbi!
Allahım İnsanî değerlerin hor görüldüğü, dînî düşüncede kırılmaların yaşandığı, her taraf, başı boşların gürültüleriyle inlediği günümüzde, başka bir şey değil, Sen bizleri gönül insanları eyle ya Rabbi! Kadir gecesi hürmetine gönül insanları eyle ya Rabbi! Mübarek ramazan hürmetine gönül insanları eyle ya rabbi!
Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile efradına ve O’nun bütün arkadaşlarına salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!
Amin..ve’l-hamdü lillahi rabbi’l-alemin
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:
- Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ne erişirsem ne şekilde dua edeyim?
Resulu Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
- Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.
Ogreti olarak bu kapilar birer birer gecilerek Hakikate ulasilir.
———————————————————-
Ogrencilerinden biri Mevlana’ya sormus ” -Efendim bu 4 kapi meselesini ben pek anlayamiyorum. Bana anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz ? “ ” -Simdi bak, karsi medresede dersini calisan dort kisi var ve hepsi rahlelerine egilmis. Sen git bunlarin hepsinin ensesine bir samar at, sonra gel sana anlatayim.” Ögrenci gitmis birincinin ensesine bir tokat aksetmis. Tokadi yiyen derhal ayaga kalkip arkasini donmus ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nin ogrencisini yere yikmis. Ogrenci dayagi yemis, geri donecek ama hocasina itaat var. Yaradana guvenip ikinciye de bir tokat aksetmis. O da derhal ayaga kalkip elini kaldirmis. Tam tokadi vuracakken vazgecip yerine oturmus. Ogrenci devam etmis, ucuncuye de bir tokat atmis. Ucuncu soyle bir kafasini cevirip baktiktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadi yemesine ragmen hic orali bile olmadan calismasina devam etmis. Ögrenci Mevlana’ya dönmüs, olanlari anlatmis. Mevlana ; “Iste sana istedigin ornekler…. - Birinci, seriat kapisini gecememis biri idi. Seriatta kisasa kisas oldugu icin, tokadi yiyince kalkti, aynisini sana iade etti. - Ikinci, tarikat kapisindadir. Tokadi yiyince o da kalkti, tam tokadi iade edecekti ki tarikat ogretisinde verdigi soz aklina geldi. “Sana kotuluk yapana bile iyilik yap”. Onun icin dondu, oturdu. - Ucuncu, marifet kapisina kadar gelmistir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldigini bilir, inanir. Yaradan bu kotuluge hangi iblisi alet etti diye merakindan soyle bir donup bakti. - Dorduncu, hakikat kapisini da gecmistir. Iyinin ve kotunun tek sahibi oldugunu ve ayni oldugunu bilir. Onun icin donup bakmadi bile….
Bugün evde bir acayiplik var. Herkes sessizce işine okuluna gidiyor. Annem "Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım" dedi. Kimse yemek yemiyor, su içmiyor. Ablam bile!
Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım. İzledim hepsini. Akşama doğru hepsi sessizleşiyor. Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar. Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki… Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni. Ama gülmeye cesaretim yok.
Ramazan 9
Niye böyle yapıyorlar? Ablama sordum, "büyüyünce anlarsın" dedi. Zaten başka ne der ki… Anneme sordum, Ramazan dedi. Babama sordum, Oruç dedi.
Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek. Arkadaşım Fatma’ya sordum. Onun ailesi de gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.
Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum. Uyandım. Babama haber vermeye koştum, yatağında yok! Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum. O da yok! Korkmadım, "ben bu hırsızların hakkından gelirim" dedim. Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını. Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta. Bizimkiler yemek yiyorlar! Vay uyanıklar. Gündüz Oruç ile Ramazan'dan korkup gece yiyorlar. Bir de üstüme gülüyorlar… Korkaklar.
Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan'ı bulup şikâyet etmeyi düşündüm. Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim. Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar. O zaman devam. Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.
Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor. Oturup birlikte Kur'an okuyorlar. Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar. Ellerini açıp herkese dua ediyorlar. Sevim teyze de başını örtmüş. Çok da yakışmış
Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor. Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor. Hepsi akşam ezan okuyor. İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor. Ne hoş.
Ramazan 24
Oruç'u merak ediyorum. Geçen gün Ayşe teyzem annemle konuşuyorlardı. Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu? Yok, böyle olursa Oruç kaçar mı? Demek ki Oruç, çok duygulu birisi. İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor. Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor. Oruç'u ve Ramazan'ı artık iyice merak ediyorum. Onlarla tanışmaya can atıyorum.
Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor şimdiye kadar, gecesi olan bir adam göremedim. Bu Kadir de kim? Bin aydan hayırlı gecesi varmış. O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur'an okumak önemliymiş.
Ramazan 26
İftarı çok sevdim. Akşam yemek yemeye İftar diyorlar. Gece yemek yemenin adı da Sahur. İftar sonrası eğlenceler oluyor. Babam camilere götürüyor bizi. Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.
Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım. Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş. Ben göremedim. Anlayamıyorum. Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum. Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor. Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar. Sinir oluyorum. Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor. "Abim ne zaman geliyor?" diye anneme soruyorum. "Bayram gelsin, onda gelecek" diyor. Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir'den sonra şimdi de Bayram!.. Soramıyorum "Bayram kim?" diye. Neden o gelmeden abim gelemiyor? Belki de ağabeyimin arkadaşıdır. Çok özledim abimi. Bayram'ı da alsın gelsin tanışalım.
Ramazan 29 / Arefe
O kadar erkek isminden sonra bugün nihayet bir bir hanım ismi duyabildim. Arife diyemiyorlar mı ne? Arefe diyorlar. Niye Arefe? "Arife" olması gerekmiyor mu? Yengemin adı gibi yani… "Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik diyor annem. İyice telaşlandılar. Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar. Temizlik yapılıyor. Yemekler hazırlanıyor. Anneme "Bayram ne zaman gelecek?" dedim, "Arefe'den sonra" dedi. Demek ki Bayram ile Arefe evli değil. Akraba da değil. Kafam karma karışık. Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.
Ve Bayram geldi
Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!. Oruç öldü herhalde diye düşündüm. Abim gece gelmiş. Sevinçten haykırdım. Çok özlemişiz birbirimizi. Bütün olanı biteni bir güzel anlattım abime. Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm. Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım. Abimin tebessüm ettiği yerde, ablam kahkaha atar. Abime küser gibi yaptım hemen gönlümü aldı. Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.
Abimden söz aldım. Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi..) Ben de verdim.. Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı. Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu. Sendromu anlamadım. Ama olsun, abime güveniyorum. Gerçi ablam'a göre 4 yaşındayım. Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor. Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor. Abim 'bu konu beni aşar' diyor.
Bayramı çok sevdim. Ama ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm. Bizim için her gün Ramazan olsa!.. Ne iyi olur.
bu aralar şidddetle kreş aşeriyorum.evet kreş basbayağı bildiğimiz çocuk gündüz bakım evi yani...internette araştırınca işin ucunun ne kadar dallanıp budaklanabileceğini görüp bulunduğumuz il Tokattaki imkanlara bakınca sinir oluyorum.burada sadece iki özel kreş ve bir devlet kreşi var.devlet kreşine çok ii diyorlar ama malesef ben kreşe kalmadan kreş bizi eliyor bile.zira 3-6 yaş ve altını ıslatmayan grup onların ilgi alanı.arkadaşlar 6 ay daha sabredip oraya ver diyor.hatta orada tanıdık bir de öğretmen var ya ii de bizim oğlanın alt beziyle arası pek bi sıkı fıkı.çocuğun altını değiştirmesek hiç rahatsızlığı yok.bebek tuvaletine oyuncak muamelesi yapıyor yani bizim tuvalet eğitimi çabalarımız mafiş.hal böle olunca 6 ay sonra bu çocuğun yaşı tutsa da alt bezi tutar mı? sonracıma özel kreşin biri tam gün alıyormuş yarım gün kabul etmiyor.bense tam güne yüklenmek istemiyorum bir anda her ne kadar bizimki gayet sosyal bi pozda olsa da.velhasılı gözümün nuru tek bi kreş kalıyor.orası annecime de çok yakın.en baştan beri en büyük avantaj bu.geçen sene de bu zamanlar hevese gelip versemmi dedim di ya yine de bizimkinin yaş grubunu geriden takip ediyor olması nedeniyle vazgeçmiştim. neyse bu kreş görevlileri ile görüşmüştüm geçen sene.bayram arefesinde kreşi tekrar görmeyi incelemeyi planlıyorum.nette yaptığım araştırmalardan bariz sonuçlar çıkıyor zaten haricinde aktiviteleri ile biraz bilgim var internet sitelerinde de bilgiler mevcut.önemli noktaları şöyle sıralayabilirim: - yangın çıkışları var mı? - acil yardım uzmanları var mı? - hastalanan çocuğa izin veriyorlar mı diğer çocuklara hastalık geçmesin die? - kreşte hastalanan çocuğu ayrı bir odada bekletiyorlar mı ebeveyni gelene dek diğer çocuklara da hastalık geçmesi ihtimaline binaen? tabi öğretmenlerin branş mezunu olması önemli, aktivitelerindeki çeşitlilik sonracıma öğretmenlerin güleryüzlü sabırlı sevecen olması ve tabi çocukların mutlu görünüyor olmaları ....bunlar benim kriterlerim.dediğim gibi bulunduğumuz ilde öyle cancanlı aktiviteler haftasonu kreş dışı programlar yabancı dil lüksü felan beklenemez.ama napalım "hıdır elimden gelen budur demişler" zaten geçen sene bu kreşe giden bir de arkadaşımız vardı.onlar pek bi memnundular. kaldı ki şu saatten sonra bakıcı istemiyorum.oğlişin bir bakıcıya alışması yerine bir çok çocuğun olduğu kreş ortamında sosyalleşebileceği aktivitelerini paylaşacağı yeniliklere de açık olabileceği çocukların arasında olması daha yararlı.zaten bizimki pek paylaşımcı ve de arkadaş canlısı.eski yazılarımda da bahsetmiştim ama malesef pek çocuk yok çevremizde.parka giden oğliş komşu çoçuklarını bırakıp eve girmek istemiyor.komşu çocuğu da hepsi oğlişden büyük.herhal yaşıtlarıyla daha kaynaşır.velhasılı yaşıtlarının olması konuşmasına ve yemesine de etki eder die umuyoruz.ne de olsa hem diyalog fazla olacak hem düzene haiz çocuklar onu da etkileyecek. neyse işte bu aralar böyle.gelişmeleri yazacağım tabi ki...